sadece pelin vardı…

Ankara`nın sıcak gecelerinden biriydi yine; ve zaten yeterince sıcak olan hava yetmezmiş gibi bir de yalnızlık geliyordu üzerime. Geceyi sabaha bağlayıp işe gittim; amacım izin alıp bir yerlere gitmekti. Aynen öylede yaptım, arabamın direksiyonunda çoktan yıllarımı geçirtiğim yazlık kıyı kasabasının yolunu tutmuştum bile.Bİr kaç giyecek, bolca kitap ve kurulan düşlerle yazlığa varmak üzereydim. İki katlı binanın önünde arabamı park ederken akşam karanlığı yavaş yavaş iniyordu yeryüzüne. İlk yapmam gerekenin yemek olduğunu hissedene dek dinlenmi, kandime gelmiştim. Hemen gelirken aldığım kefalleri mangala attım, rakım da vardı. Oh be ya diye geçirdim içimden hayat bu olsa gerek… Yemek bitmiş, benim kafam .    hafif dumanlanmış şöyle bol demli bir çayın zamanı gelmişti. Yıllardır yalnız yaşadığım için elimden her iş gelirdi. Mutfakta çayla uğraşırken    bi araba homurtusu geldi kulağıma, dışarı çıktığımda arabamın arkasına yanaşmaya çalışan bir arabayla karşılaştım.Aşşağıya indim, eninde sonunda eski de    olsa bir tek arabam vardı ve park kurbanı olmasını hiç .    istemezdim. Elimi havaya kaldırıp “yardıma ihtiyacınız varmı” diye sordum. Bir    bayan sesi “evet” diye yanıtladı sorumu; tamam öyleyse siz şöyle buyrun ben arabanızı park edeyim dedim. Arabadan 30`larında hafif balık etinde simsiyah uzun saçlı amerika yerlilerini andıran bir bayan indi. Güneşten hafif solmuş askılı bir bluz ve bermuda pantalon verdı üzerinde. Arabasını park edip anahtarı uzatırken ben pelin dedi, bende ismimi telaffuz edip memnun oldum dedim. Hemen ardından da “yeni geldiniz bu saatte pek bir şey bulunmaz buralarda bir şeye ihtiyacınız varmı” diye de sormayı ihmal etmedim. Teşekkürederim yok diyerek    eşyalarını içeri taşıdı Pelin. sabah kahvaltı masasında günaydınlaşarak başladık günümüze; senelerdir gelirim buralar ama komşumu ilk defa görüyordum. Daha önceleri iki şirin ihtiyar otururdu o evde. Yenisin galiba diye açtım konuyu, evet dedi. Ailesi yeni satın almıştı evi ve ilk defa pelin le ben karşılaşmıştım, ne büyük bir şanstı. Gün deniz, kitap ve uyumak arasında gidip geldi akşama kadar, akşamsa giyinmiş dışarı çıkacakken tam. Pelin seslendi; “buraları biliyorsun yemek yiyebileceğim bir yer yokmu buralarda” deyince; “ben de yemek yemeğe    gidiyordum tam, gel misafirim ol dedim. tamam o zaman bekle hazırlanıp geliyorum dedi. Araba da bekliyordum, kapının kapanma sesini duyunca dışarı çıktımve karşımdaki manzara buza çevirdi beni önce; ince bol kesim beyaz bir pantolon sarıyordu bacaklarını, üzerinde ise yarı transparan bol bir tunik vardı, içine mavi bir bistüyer giymişti. Dedim ya gördüklerim buza çevirmdi beni diye, araba da yanıma oturduğunda    yayılan kesif parfüm kokusu tüm buzlarımı eritmeye yetmişti. güzel bir yemek yedik önce, iki şişe şarap içtik, sahilde yürüdük sonra .    ve sahile yakın bir bara girip hafif ritimli müziğin eşliğinde şarap içmeye devam ettik. Oldukça samimi olmuştuk artık, son derece güzeldi Pelin ve ben gözlerimi bir türlü ayıramıyordum üzerinden. Saat gece yarısını çoktan geçmişti, eve gitmek Pelin`i karşıma oturtup    sabaha kadar seyretmek istiyordum. Kafamdan bunlar geçerken “dönelim mi” dedi Pelin tamam dedim ben de. Yanıma oturduğunda arabada bu kez parfüm kokusuna hafif bir ten ve ter kokusuda eklenmişti; inanın dayanılması imkansız bir çağrı gibiydi bu. Eve geldiğimizde arabayı park    ederken ben kapıda bekliyordu Pelin; hadi gel sana bir mescafe yapayım dedi ben de olur dedim. Etrafımızda sadece yıldızların ışığı    vardı, ayakkabısını çıkartırken yere eğildiğinde terden ıslanmış sırtı parlayı verdi birden. Erkekliğimin kabardığını hissediyordum. Elinde kocaman bir kupa nescafe ile geri döndü bana uzattı ve tekrar içeri girdi. Yanıma tekrar geldiğinde elinde ufak bir müzik seti vardı ve 10 taneye yakında CD. Hadi ortamı maviye boya bakalım dedi ve CD leri uzattı bana. Gel yanıma otur beraber seçelim dedim,    oturduğum tek kişilik bambu koltuğun kolçağına oturdu yavaşça. Kalçasının bir yarısı koluma temas ediyordu, üzerindeki pantolon bol olmasına rağmen hafif ıslanmıştı terden ve ıslaklık kadınlığını saklayan iç çamaşırını daha bir görünür yapıyordu. Gözlerimin algıladığı dantelleri oldu çamaşırının.Aslında bakıldığında sexi olmasını gerektiren hiç bir şey yoktu fakat öyle bir rüzgar esiyorduki havada ince ince sehvet yalıyordu yüzümü. Çalan müzik son derece yavaştı ve elimi uzatıp “hadi dans edelim dedim” SADECE PELİN VARDI ve öylesine kayıyorduki kollarımın arasında tüm bedeni ateş gibiydi    sanki. İyice sokuldu bedenime ve sımsıkı sarıldı. Artık örtemediğim erkekliğim .    kendini ele veriyordu. Yavaşça dudaklarımı değdirdim boynuna önce, çekingendi; karşılık gelmemesine rağmen ters bir tepkide göstermemişti. Tekrar dokundurdum dudaklarımı, bu kez başını hafif öne eğip gösüme yasladı dudaklarını ve oda    hafifce dokundurdu dudaklarını. Artık dudaklarındaki ıslaklığı dudaklarımda hissedebiliyordum ve yavaş yavaş hızlanmaya başlamıştı nefes alış verişleri. Ellerim omuzlarındaydı önce, sonra .    sırtına doğru kaydı yavaşça, küçük daireler çizerek sırtını okşuyordum. Parmaklarım okadar hassaslaşmıştıki avuçlarım terden sırılsıklamdı. Dudaklarımı kulak memesine değdirdim ve    emmeye başladım, vücudu kurulmuş bir ok gibi gerilmişti. Ellerimi kaydırdım biraz daha aşşağılara, kalçalarını okşarken hafifçede kendime doğru çekip bırakıyordum Pelin`i. Hala dans ediyorduk,ellerini alıp ellerime kendi ekseni etrafında bir tur attırıp sırtını kendi vücuduma yasladım, ve ellerinden kurtarıp    ellerimi yavaşça göğüslerini okşamaya başladım. Göğüsleri şişmişti, üzerindeki bistüyere sığmıyorlardı artık. Tuniği altından yavaşça kaydırdım ellerimi ve çılak tenine temas ettiğimde karnındaki gerilme çıldırtmıştı beni. Kalçalarını gezdiriyordu sürekli erkekliğimin üzerinde yavaş ve şehvetli.Ellerimle saçlarını toplayıp Tuniğini çıkarttım üzerinden yavaşça,    ve biz hala dans ediyorduk Pelin le… Boşuna dememişler dans şevişmenin dikey olanıdır diye; ellerim bistüyerinin üzerindeydi artık. Göğüs uçlarını    hissedebiliyordum parmak uçlarımda. Ellerimi tuttarak yana indirdi Pelin ve hemen sonra bana dönerek üzerindeki bistüyeri çıkartıp yere bıraktı. Göğüsleri karşımda dimdik duruyordu Pelinin, önünde diz çöküp emmeye başladım göğüs uçlarını. Müziğin sesini bastırmaya başlamıştı Pelinin ince ama mutlu iniltileri. Üzerimdeki    gömleği çıkarmıştı ve az olan saçlarımın diplerini okşayarak eğilmeye çalışıyordu sürekli. Ayağa kaldırdı beni ve kendisi eğilerek tüm göğsümü yalamaya    başladı, göbeğime kadar gelmişti. Ellerini erkekliğimin üzerinde gezdiriyor, pantolonumun üzerinden emiyor, öpüyor, okşuyordu. Yavaşça pantolonumun fermuarına attı elini, sanırım bir kaç dakika sonra dudaklarının arasındaydı erkekliğim. Boşalmak istemiyordum, tekrar ayağa kaldırıp Pelin`i yavaşça pantolonun tutan bağları gevşettim, altında dantelli çamaşırı vardı ve bacak arlarından taşmıştı artık kadınlığı. Parmaklarımı geçirip çamaırına kadınlığını aldım ellerimin arasına ve dudaklarımı değdirdim önce. Öperken dudaklarımın arasından akıp gidiyordu sıcak sıcak kadınlığı. Kanepenin üzerindeki minderi indirdim yere ve çıplak bedenlerimizi koyduk üzerine, sırılsıklam halde iki    beden… kadınlığına yaklaşırken erkekliğim gözlerini gördüm gözlerimin önünde hafif kapalı ve mutlu. Vücutlarımızın birbirine her yaklaşıp uzaklaşmasında Pelin sesini yükseltmeye başlamıştı; bedenlerin birbirine çarpma sesi öylesine hızlanmıştıki aldığım haz masmavi bir dünyaya uçurmuştu beni.Sadece “boşalmak üzereyim” dediğini duydum ve ben    de; “ben de” diyebildim sadece. Ama Pelin ekledi hemen “içime boşalmanı istiyorum”. Tüm vücuduna yayılmıştı erkekliğim; pelin gözlerime baktığında dudaklarında takılı kocaman bir gülümseyiş vardı . Dudaklarını çektim kendime ve öptüm… Dedim ya sizlere sadece PELİN vardı o gece, bir    de eğer isterseniz anlatacağım sonraki geçen bir hafta…Gönderen: cyranoo
Canli sikiş sohbeti yapmak için beni araya bilirsiniz. 00 237 800 00 66

canım annem halam ve pelin – 3

Pelinin ıslanmadık yeri kalmamıştı, ben üzerine işedikçe o da elleriyle üstünden akan çişleri her tarafına yayıyordu. İşemem bitince geri çekilip onu seyrettim. Üçü birden bana doğru gelip hadi bakalım uzan yere dediler, banyonun zeminine sırtüstü yattım. Annem boynumun hizasına, halam belime, pelin yarağımın üzerine çömelip işemeye başladılar. Altın duş bu olmalıydı, üç tane şırıl şırıl amcıktan akan çişler tüm bedenime yayılıyordu. Uzun zaman işediler annem ve halam üzerimden kalktılar ama pelin işemesi bittikten sonra yarağımın üzerine oturdu inmekle kalkmak arasında olan yarrağımı elinle tutarak amcığına yerleştirdi. Tamamını içine soktuktan sonra geriye kaykılıp üzerime sırt üstü yattı. Annem bu manzaraya dayanamayıp hemen içeriden takma yarağı getirip beline bağladı ve pelinin bacakları arasında yerini aldı ve benim yarağımın yanlarından pelinin amcığının dudaklarına sürtmeye başladı. Pelini sikmek istediği belliydi. Girişe hazırladı…Pelini belinden kavrayıp üzerimden kaldırdım yere yatırdım, boşluğu fırsat bilen annem, araya girmiş ve peline 20 cm lik yapma yarağı geçirmeye başlamıştı bile. Bende halacığım hadi pelinin yanına uzan dedim, lafımı ikiletmeyen halam hemen uzandı ve bacaklarını kendine doğru çekip amcığı girişe hazırladı. Bende fazla bekletmeyip yarağımı kökledim, şimdi ana oğul yan yana iki orospuyu sikiyorduk. O peline ben anneannesine geçirip duruyorduk, uzanıp annemin dudaklarına bir öpücük kondurdum, bunu gören pelinde halamın dudaklarına uzandı. Bir süre sonra dördümüz birden geldik duşlarımızı alıp kahvaltı sofrasına oturduk, güzel bir kahvaltı ederken kızlar akşama yarışma var, birazdan pazara gideceğim oradan bol miktarda patlıcan almayı düşünüyorum, her boy, ve kalınlıkta patlıcanlardan dörder tane alacağım. Akşam en ince ve en kısasından başlayarak ileriye doğru devam edeceğiz, kim yeter derse o kaybedecek varmı sınız dedim, üçünün de gözleri parladı ve varız diye bağırdılar. Acele etmeden pazarda iki saate yakın dolandım ve birbirinin eşir 4 er patlıcan olmak üzere yaklaşık 30 değişik boy ve kalınlıkta patlıcan seçip aldım. Oradan eczaneye uğrayıp birkaç kutu vazelin aldım ve onları eve bırakıp diğer işlerimi halletmeye gittim. Akşam yemekten sonra, salonun ortasına üç dört tane yorgan yayarak büyük bir ring oluşturduk hepimizi alacak gibi. Patlıcanları getirip eşit eşit ayırdık, sonra bunları dörde taksim ettik ve ringin 4 köşesine 30 ar tane patlıcanı en inceden başlayarak sıraya dizdik. Sapına kadar sokulacak…Her sıranın başına da birer tane vazelin kutusu bırakıp soyunmaya gittik. Işıkları biraz kıstık, radyoda güzel bir istasyon bulduk ve yerlerimizi aldık. İsteyen istediği gibi kremlemekte serbest, sırayla gideceğiz, patlıcanlar sadece göte sokulacak, sapına kadar sokan haber verecek, herkes o boyu bitirdikten sonra öyle dans edeceğiz ve sonra diğerine geçeceğiz tamam mı dedik, herkes tamam anlamında başını sallayınca yerlerimizi aldık. Sözleşmişiz gibi en küçük patlıcanı sadece tükürükleyip bastırmaya başladık, fazla zorlanmadan sapına kadar içime aldım, bakındım annem ve halamda işlerini bitirmiş ayağa kalkıyorlardı, sadece pelin biraz ağırdan almış ve yüzünü buruşturmuştu, oda tamamını sokunca ayağa kalktı ve annemin kollarına geçip dansa başladılar, bende halama sarıldım ve dansetmeye başladık, bu arada elimi uzatıp patlıcanı hareket ettirince o da benimkini çıkartıp sokmaya başladı. Bu şekilde 2 saate yakın devam ettik, 14. Patlıcana geldiğimizde üçününde amlarından akan sular yerlere damlıyordu, bende bu arada iki kere fışkırmıştım. 14. Patlıcanları yerleştirdiğimizde halam yattığı yerden kalkmadan erol hadi şu amcığımın tadına bir bakıver, çok boş kaldı dedi, arkamdaki patlıcanla bacak arasına diz çöküp yarağımı amcığa yerleştirdim gidip gelmeye başladım, annemle pelin yanlarımıza uzandılar ve pelin annaannesinin, annemde benim götümdeki patlıcanları tutup sokup çıkartmaya başladılar. Arkasına sokan pelin…Bir zevk denizinde yüzüyordum adeta, onlardan geri kalmayacak, onları alabildiği patlıcanı mutlaka alacaktım. 20. Patlıcanda biraz ara verdik, dinlendik, birbirimize aldığımız zevki anlatmaya birbirimizi coşturmaya devam ettik. 20. Patlıcanı bol vazelinleyip arkasına sokan pelin benim yanıma geldi ve elimdeki patlıcanı alıp seni becermek istiyorum, bu patlıcanı mı yemek istiyorsun, merak etme şimdi onu götüne kökleyeceğim dedi ve fazla kremlemeden bastırıp parçalarcasına götüme geçirdi. Tamamını soktuktan sonra üzerime oturup kazık gibi olan yarağımı amcığına sokmaya başladı, yarağım amcığın derinliklerine doğru ilerlerken, içerinde sanki patlıcana sürünüyordu. Ayağa kalkan annem pelinin ağzı hizasına yaklaşıp amcığını ona sundu, aynı şekilde halamda ağzımın önünde diz çöküp amcığını bana sundu. Birer kere daha boşaldıktan sonra birer bira içtik, pelin ben artık dayanamayacağım, biraz daha kalın ve uzununu alırsam içim dışım yırtılacak pes ediyorum dedi. Biz üçümüz devam ettik, 27. Patlıcanda halam pes etti. Annemle ikimiz son iki patlıcanı alıp ortaya geldik ve birbirimize yardıma karar verdik, 29. Patlıcanı iyice vazelinleyip dört ayak vaziyetinde domalan annemin faraş gibi olan götüne sokmaya başladım, yarıdan sonra çığlık atmaya dayanamayacağım artık demeye başladı, ama aldırmayarak patlıcanı sapına kadar bastırdım bak tamamı girdi sen kazandın benim canım annem, sen içimizdeki en büyük orospusun, şimdi 25 cm boyundaki ve 7 cm çapındaki patlıcan içindeyken amcığına geçirip seni yarağa da doyuracağım dedim. Hadi pelin sende anneannene alabildiği kadar büyüklerden iki öne bir arkaya sok dedim, onlar o işe daldıklarında annemin bacakları arasındaki yerimi alıp amcığının derinliklerine dalmıştım bile…Gönderen: Acemi50
Canli sikiş sohbeti yapmak için beni araya bilirsiniz. 00 237 800 00 66

Acıbadem escort
Adalar escort
Bostancı escort